22 Mart 2012 Perşembe

OYUN

Deste açıldı. Ters çevrildiğinden birinin diğerinden farkı olmayan kartlar dağıtıcının elinde seri bir şekilde yer değiştirdi. Kağıtlar hızla yer değiştirirken, birbirlerini yenmek için birbirlerine kenetlenmiş gözlerin gördüğü her iki kişi içinde farklıydı. Ela gözlerin gördüğü, poker masasına kollarını yaslamış kahverengi gözlü insan formunda bir melekti. Meleğin kanatları kendisi tarafından saklanıyor, görmek isteyenlere ise büyük bir azap çektiriyordu. Omuzlarından aşağı dökülen saçlarının bittiği yerde siyah bir elbise göze çarpıyordu. Meleğin yüzündeki ifadesizlik oyuna başlamaya bir engel olmasada, ela gözlerin sahibini rahatsız etmek için geçerli bir sebep olmaya yetiyordu. Kahverengi gözlerin gördüğü elanınkilerden farklıydı. Birbirine karışmış kirli saçlar, yeşil bir pardesü, ağızın kenarında sönmekte olan bir sigara. Kim daha vahim? diye geçirdi içinden iki insan, aynı saniyelerde, aynı şeyi düşünerek Birbirlerini incelemeyi sürdürmediler. Dağıtıcının uzattığı kartlar alındı. Yeşil pardesünün sahibi kendi kendine bir şeyler mırıldandı. Elindeki 3 As, 1 Papaz ve Sinek 9'lusuna göz gezdirdikten sonra, patlak dudaklar "açıl susam açıl" kelamını kıskandıracak hızda açıldı. Gürültülü ortamda süzülmeye başlayan ses sadece üçünün duyabileceği yükseklikteydi.

-Açık.


dedi sesin sahibi, 5 kırmızı fişi ortaya sürmekte zaman kaybetmeyerek. Kahverengi gözlerin sahibi, dudaklarını büktü. Kanatlarını daha derinlere sakladı. Eline göz gezdirip her zorda kaldığı an yaptığı gibi, saçlarıyla oynamaya başladı. Bu sırada dudağın kenarındaki görevini sonlandırmış sigara kültablasına gömüldü. Bir yenisi yakılırken, zor durumda olan meleğin kafasında yankılanan ses şuydu "Bu oyuna girmek istiyorum. Seninle oynamak istiyorum. Ama korkuyorum." bir kaç saniye geçtikten sonra yankı ton değiştirip devam ediyordu. "Bir şey kaybetmem, ben ondan iyi bir oyuncuyum. Ve oynayabileceğim güzel kartlar var. Güzel bir gün, ve ben nefes alıyorum!" 


-Görüyorum. dedi, görünmeyen kanatların sahibi. Bir dakika önce diğerinin yaptığı gibi 5 kırmızı fişi ortaya sürerken. 


Göz teması bir an olsun kaybetmeyen iki insanlardı şimdi. Birbirlerine meydan okuyan iki savaş komutanından tek farkları, savaş meydanında değil, değersiz bir poker masasında olmalarıydı. Burada olmalarına değecek olan bir şey yoktu. Kazanılan veya kaybedilen bir şey de. Çünkü kanatlarını saklamış kişi böyle istiyordu, ipleri elinde tuttuğunu düşünen her insan gibi yükselmiş egosundan aşağıyı izliyordu. Ağzında tüten sigarayı düşürmeyecek şekilde bastı kahkahayı. Mırıldandı, en sevdiği yazarın dediği gibi söylemek istedi. Kahverengi gözlerin sahibine "Benimle savaşma. Çünkü kazanırsan, kaybedersin." diye bağırmak istedi. 5 saniyelik bir istekti, fazla sürmedi. Zaten o da bunu fazlasıyla düşünmedi. 4 siyah fiş sürüldü ortaya, düşüncesi ile fazla uğraşmamış olan adamın ellerinden. Karşısındaki kahverengi gözler büyüdü. Sessizce söylendi. "Fazla olmaz mı bu kadarı? Devam etmesem, kaçsam şimdi. Herşeyi bırakıp. Her zamanki gibi bir bahaneyle!" Masadaki herkes bir şeyler haykırmak istiyordu. Biri "pas" diğeri "korkak" kelimelerini salondaki herkesin duymasını isterken, istenenler duyulmadı. Kanatları artık hiçbir şekilde görünmeyen meleğin biçimli dudaklarından yükselen tek kelimeydi.


-Neden bunu yapıyorsun?

Soruyu duyan kişinin aciz beyni, bir makina gibi çalışmaya başladı. Çok düşünmedi. onunla konuşurken düşünmeyeceğine dair söz vermişti. İnsanı diğer canlılardan ayıran tek özelliği olan düşünmeyi, onun için reddetmişti. Boğazını temizledi. Sigarasından uzun bir duman çekerek lafa başladı.

-Neden mi bunu yapıyorum? Bilmem. Bir sebebi yok, neden yaşadığını biliyor musun? Onun gibi işte. Sebepsiz yere. Aslında ben; Radyo da çalan hiçbir şarkıya eşlik edemiyor ve hiç bir filmden kendime sahne seçemiyorum. Bütün replikler benim dünyamın dışında ilerliyor. Radyo da çalan hiç bir şarkıya eşlik edemiyor ve hiç bir filmden kendime sahne seçemiyorum. Bütün replikler benim dünyamın dışında ilerliyor...


Uzun kelamın ardından, cevap gelmedi. Kahverengi gözlerin sahibi ortaya alelade 4 fiş sürdü, siyah renkli fişler loş ışığın altında parlamıyordu. Bulundukları yerde parlayan tek şey 2 çift gözdü. Olsalardı parlarlardı. Ama onlar ışığını çok önceden söndürmüştü. Gözlerin ışığı gibi, sigarayıda söndürdü. Eli karşısındakinden iyiydi. Bundan içinde olduğu an kadar emindi. İyiler kumar oynayamazdı. Ve karşısında oturan kanatlarını iade etmiş melek dünyanın sayılı iyi insanlarındandı. Konuşma sırası ondaydı. 

-Siz iyiler, kumar oynayamazsınız. Ama her boku iyi yaptığınızı düşünürsünüz değil mi? Mutlak değerler kadar doğrusunuzdur. Yüzüne vurmak istemezdim. Fakat iyi bir oyuncu değilsin. İyi bir oyuncu olmaman yenilmeme engel değil. Elimdeki kartların bir önemi yok, devam etmiyorum. "PAS". Bu bir hamle değil, haykırıştır. Haykıranlara selam olsun!

0 yorum:

Yorum Gönder